ONLAR DİRİDİRLER: Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve fazileti ile yoğrularak , ruhlarını İslamiyet’in ve Türklüğün potasında eritmiş bu yola bütün varlığını adamışlardı. Rehber Kuran, hedef Turan diyerek yola çıkmışlardı. Hira dağı kadar...... müslüman ,Tanrı dağı kadar Türktüler. İslamiyet’in dünya insanlığının tek kurtuluş yolu olduğuna, Nizam-ı Alem’i geçmişte olduğu gibi yalnız Türk Milleti’nin gerçekleştireceğine inanmışlar, İla-yı Kelimetullah için bu yola Türk İslam ülkücüleri olarak baş koymuşlardı.
Çünkü, Allah(c.c.) ayet-i kerimesine şöyle emretmişti;“Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, Allah Teala o kavmin yerine kendisinin seveceği öyle bir kavim gönderecektir ki onlar, mü’minlere karşı mütevazı, kafirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda savaşırlar ve kınayanların kınamasından korkmazlar. Bu, Allah Teala’nın fazlıdır, ki onu dilediğine verir. Allahü Azimüşann’ın fazlı vasidir ve ona ehil olan alimdir.”(Maide Suresi, 54. Ayet)
Hayallerinde Nizam-ı Alem Ülküsü, kalplerinde Türk Milleti’nin bugünkü halinin acısı, var güçleriyle çalıştılar. Hedef ne kadar uzak olursa olsun, yılmadılar, kızıl elmaya doğru yürüdüler. Bu yolda Hz Yusuf gibi zindanlara düştüler,oraları yusifiye medresesine çevirerek kemale erdiler. Hiç bir engel onları durduramazdı. Birer volkan gibi engelleri aşa aşa ilerliyorlardı. Bu uğurda ölmeyi şehadet, şehadeti de en yüksek mertebe saymışlardı. Kanımız aksada zafer İslamın diyerek, İslamın koruyucusu ve kalkını olmuşlar, bunun için kanlarını sebil gibi akıtmışlardı.
Biliyorlardı...Bu vatanın her karışının şehid kanlarıyla sulandığı, vatan için, bayrak için, Allah için ölmeyi en büyük şeref sayanların nesli olduklarını. Biliylorlardı, Alparslanların, fatihlerin, Yavuzların soyundan geldiklerini.Biliyorlarda Hoca Ahmet Yesevilerin,Şeyh Edabalilerin, Mevlanaların, Yunusların, Sarı Saltukların, Taptuk Emrelerin,Alperenlerin neslinden geldiklerini.Biliyorlardı onlar gibi Anadoluya fırlatılan doksandokuz bin dervişin yolunda olduklarını. Biliyorlardı yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı olduklarını. Biliyorlardı muhtaç oldukları kudretin damarlarındaki asıl kanda bulunduğunu.
Birer Türk milliyetçileri olarak,Türk Milleti ve Türk vatanı üzerinde oynanan oyunların farkındaydılar. Bu vatanı, bu milleti emperyalistlere köle yapmak isteyenler olduğunu biliyorlardı. Yaklaşan tehlikeyi sezmişler ve onun önüne bedenleriyle set çekmişlerdi.
Sahipsiz bir vatanın batması haktır ,
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.
Diyerek göğüslerini gerdiler. Emperyalizmin oyununu bozmak Türk Milleti üzerindeki ihanet zincirini kırmak için , Devleti ebed müddet için, Ezan susmasın , bayrak inmesin diye savaştılar.Her biri tertemiz bir Bayrak’tı, bu bayrağı lekelemeden taşıdılar ,bayrağın destanını yazdılar ve tarihte olduğu gibi kanlarıyla bayrağa renk verdiler,rüzgar verdiler ve ay yıldızın mavi göklerde ebediyyen dalgalanmasını sağladılar.
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
diyen Arif Nihat Asyanın mısaralarını hayatlarına nakşettiler.Ve kahpe, satılmış bir el uzandı, öz vatanlarında kurşunlandılar. Akifin İstiklal marşındaki "Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın" sözü geregince, Göğüslerini kızıl kurşunlara siper ettiler.
VE ŞEHİD OLDULAR..
ÖLMEDİLER ONLAR DİRİDİRLER.
Çünkü Ayeti kerimede belirtildiği gibi " Allah yolunda öldürülenlere ölüdür demeyin, aksine onlar dirilirler"(Bakara süresi 154)
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
düsturuna bağlı kalarak, akan temiz kanlarıyla uğrunda can verdikleri vatan toprağını suladılar. Genç yaşlarında kara toprağa girdiler. Allaha ulaştılar , Sükun buldular ve birer adsız kahraman oldular.
Sızlayan yaraları değil, Türk’ün kara bahtıydı. Akan kanları, vatan üzerine , İslamiyet üzerine çöken karanlığın aydınlanışının şafak kızıllığıydı. Kara talihimizi aydınlattılar.Ülkemizi kızıl emperyalezminin uşağı olmaktan kurtardılar. Gelecek nesillere örnek oldular. Ruhları şad olsun , makamları cennet olsun .
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna Yarap, ne güneşler batıyor.
Ey Şehit oğlu şehit ,İsteme benden makber,
Sana aucunu açmış duruyor Peygamber.
Ruhları için el Fatiha..
| DUYURU: 06.06.2010 Erdoğan ALKAYA kaleminden ''İSRAİL İLE BİTMEYEN GERGİNLİK |
| Haberler |
|
Bahçeli: Ülkücüler Ölmedikçe...
|
Adanasondünden
|
|
Adana
|
|
|
adana
|
Adana
|
|
Adana
|
Şandır'dan Tuna'ya Ziyaret
|
|
12 Haziran Seçimlerinin ardından Mersin’de bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirten MHP Gr
|
9 Yaşında 54 Bin Sayfa
|
|
Mhp Grup Başkanvekili Oktay Vural: ''poz Vermekle Terörle Mücadele Olmaz'' - Siyaset Haberleri
|
Bahçeli'ye göre OHAL'e kim niye karşı?
|
| Foto Galeri | |||




Tarihte Bugün
